Ahilik

+

Ahilik Genel Tanımı

Ahilik, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu’da yaşayan halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları ahlaki yönden yetiştiren, çalışma yaşamını iyi insan meziyetlerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir.

Kendi kural ve kurulları vardır. Günümüzün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Ahilik iyi ahlakın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir sosyoekonomik düzendir. Ahi Evran tarafından kurulmuştur.

Ahilik, Türk esnafının hayat anlayışına ve dünya görüşüne uygun olması sebebiyle daha çok esnaf arasında gelişmiş olmakla birlikte esnaf dışından da çeşitli meslek erbabını bünyesinde barındıran, Ahi Evran-ı Velî önderliğinde Anadolu’ da, Anadolu dışında Balkanlar, Orta Doğu ve Kafkaslar’a kadar yayılan sivil bir yapılanmanın adıdır.

Ahiliğin Anadolu’da Kuruluşu ve Gelişimi

Orta Asya da hüküm süren Oğuz Yabguluğu yıkılınca Oğuz Türkleri yavaş yavaş Selçuklu egemenliği altına girerek Anadolu ya göç etmeye başladı. Ekseriyeti göçebe olan Oğuzlar, kopup geldikleri Orta Asya steplerine benzediği için daha çok Orta Anadolu kırsalını meskun olarak tercih ediyorlardı. Dolayısıyla Orta Anadolu nun Türkleşmesi hızlı olurken, şehirlerde bu dönüşüm yavaştı. Daha sonra Kısacası Anadolu da Ahiliğin şekillenmesi ve köylere kadar teşkilatlanması politik ve sosyoekonomik bir mecburiyetin ürünüdür. Bugün Anadolu’ da gördüğümüz birçok örf ve adetler 12. ve 13. yy oluşturulmuştur. İmece sistemi, misafirperverlik, insanların birbirine saygı duyması, edepli olması, büyüklere, anaya, babaya hürmet edilmesi daha birçok anane o günlerden kalmadır. Halen günümüz de yaşayan yaran toplantıları ve köylerdeki odalar, Ahi kurumunun miraslarıdır.

Günümüzde ise Ahilik haftası kutlamaları, resmi olarak 02.07.1988 tarih ve 19860 numaralı Resmi Gazete’de yayınlanan “Ahilik Kültürü Haftası Kutlamaları Yönetmeliği” ile her yıl Mart ayında toplanan bir kurul tarafından tespit olunan illerde yapılmaktadır. Kutlama yapılacak iller içine Kırşehir her zaman alınmakta, bu kutlama törenleri de Ekim ayının ilk haftasında yapılmaktadır.

AHİ BİRLİKLERİNDE EĞİTİM

Ahî birliklerinin en önemli özelliklerinden birisi, üyelerine bir meslek ve ortak davranışlar örüntüsünü kazandırmayı hedefleyen kurumlar olmalarıdır. Bu özellikleriyle Türk eğitim tarihinde öncelikli bir yer almışlardır.

Geleneksel usta-kalfa-çırak sistemini şu şekilde özetlemek mümkündür. Yaşı ortalama 12-13 olan çocuk, velisi tarafından kabiliyetleri doğrultusunda, herhangi bir sanat dalında faaliyet gösteren bir ustanın yanına belli bir süre çalışmak ve mesleği öğrenmek üzere çırak olarak verilirdi.

Usta eğer işyerinde ya da atölyesinde yeni bir çırağa ihtiyacı varsa çocuğun fiziki kabiliyetini ve moral karakterini anlamak için geçici bir süre çalışmasına müsaade ederdi. Böylece yanında çalışmaya başlayan çocuğun başarısını, kabiliyetini küçük işler yaptırmak suretiyle gözlemleyen usta, yeni çırağın dürüstlüğü hakkında da kanaat sahibi olmak isterdi.

AHİLİKTE İŞ YERİ TAHDİDİ

Osmanlı Devleti, bugün Almanya, Fransa vb Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi piyasadaki kapasite değişikliklerini dikkate alarak belli bir "plan" dahilinde işletmelerin açılmasını denetim altına almıştı. Böylece dükkân açılmasına bir sınırlama, bir tahdit getirilmiştir. Bir kişinin dükkân açabilmesi için önce yamaklıktan çıraklığa, çıraklıktan kalfalığa ve kalfalıktan da ustalığa yükselmesi gerekiyordu. Fakat usta olan herkes dükkân açma hakkına sahip değildi. Ustanın, kalfalığı boyunca, ustasının verdiği işleri özenerek yapmış olması; diğer kalfa ve çıraklarla iyi ilişkiler kurmuş olması, hakkında hiç şikayet yapılmamış olması gerekliydi. Esnafın dükkân açabilmesini belirleyen diğer bir husus da, esnaf birliğinin toplam dükkân adedi ile ilgiliydi. Ustanın dükkân açma hakkı olsa bile, arz ve talep dengeleri dikkate alınarak tespit edilen ve esnaf birliğine tahsis edilen dükkânların dışında başka bir dükkân açılamaz, toplam dükkân adedi de aşılamazdı. Ahi Birliklerinde ise meslek dalları esasına göre bir teşkilatlanma vardı.

Her şehirdeki değişik meslek gruplarının (saraç, debbağ, terzi, kuyumcu, vb.) ayrı birlikleri vardı.

Başlangıçta debbağ, saraç ve kunduracıları kapsayan bir teşkilat olarak ortaya çıkan ahilik, daha sonra bütün esnafı kapsayan bir sosyal teşkilatlanmaya dönüşmüştür.

Ahilerin, Anadolu’nun hemen hemen her şehir, kasaba ve hatta büyük köylerine kadar inen yaygın bir teşkilatı vardı. Bir meslekte ayrı birlikler meydana getirecek kadar esnaf ve sanatkarın bulunmadığı yerleşme merkezlerinde birbirine yakın meslek mensupları aynı birlikte toplanırdı. Genellikle her esnafın adı ile anılan bir çarşısı vardı.“Bedesten”, “Arasta” veya “Uzun Çarşı” denilen bu işyerlerinde de aynı meslek kolunda çalışanlar bir arada bulunurlardı. Çarşının uygun bir yerinde büyücek bir dükkanın üzerinde birlik idare kurulunun ve başkanın çalışacağı iki oda bulunurdu. Berber, fırıncı, nalbant gibi herkesin her zaman ihtiyaç duyacağı esnafa her çarşıda dükkan açma izni verilirdi.

Her esnaf, malın satışında, daha önceden belirlenmiş bir orandaki payı orta sandığına yatırırdı. Sandığın gelirleri arasında, yamaklıktan çıraklığa, çıraklıktan kalfalığa, kalfalıktan ustalığa geçiş sırasında ödenen terfi harçları ile bağışlar vardı.

Orta sandığında toplanan paralarla; vergiler, Birliğe ait mülklerin bakım ve onarım giderleri, çalışanların ücretleri, sosyal amaçlı toplantıların giderleri, fakirlere yapılan yardımlar ile teşkilat için yapılan lüzumlu harcamalar karşılanırdı. Ayrıca Teşkilatın güçlenmesi için alınan mülklerin bedelleri de yine bu sandıktan karşılanırdı.

Bu yöntemi de, esnaf ve sanatkarlar teşkilatımızdaki kayıt ve yıllık aidat uygulamasının bir Örneği olarak düşünebiliriz.

Ahilikte; mesleki faaliyetler, üretimin hammadde temininden başlayıp satışına kadar tüm aşamalarında kurallara bağlanmaya çalışılmıştır. Böylece, esnafların hem kendi aralarında, hem de müşterileriyle (üretici - tüketici) ilişkilerinde çıkabilecek sorunlar önlenmeye çalışılmıştır. O döneme özgü olarak arpa – saman fiyatları, terzi dikiş ücretleri, odunların büyüklüğü, ekmeğin içeriği, sebze - meyve satışlarında kâr oranları, yiyeceklerin açık – kapalı satılmaları, vb. konularında birçok belgeler mevcuttur.

Kişi bir iş yeri açacağı zaman, başkasının o işten büyük kârlar elde ettiğini görerek herkesin o iş yerini arttırması, hem kâr miktarını düşürür, hem de o yerin ihtiyacından fazla bulunmasından dolayı bir iki sene içerisinde bir çoğu dükkanını kapatmak mecburiyetinde kalacaktır.

Bir yerde bulunan esnaf vagon durumunda başkasının kendisini çekmesiyle giden kimse değil, lokomotif durumunda toplumu ve alış-veriş hayatını peşine katıp sürükleyen kimse olmalıdır. İş yerleri sürekli yenilenmeli, yeniliklere açık olup, müşteri için cazip merkezler halini almalıdır. Özellikle verilen siparişler istenildiği şekliyle yerine getirilmeli, esnaf verdiği ve aldığı sözü tutmalıdır. Müşteri kapıda, güler yüzle, o kişiyi kazanmak amacıyla karşılamalı, ikramda bulup ona olan güvenini göstermelidir. Elbette aynı şeyler müşteri içinde geçerli olup, oda aynı anlayış içerisinde bulunmalıdır. Zorlaştırıcı değil, kolaylaştırıcı olmaya çalışılmalıdır. Dükkanlar sürekli temiz tutulmalı, her sabah temizlik yapılmalıdır. Dükkanlara verilecek adlar, o yörenin örf, adet ve inancına uygun olmalıdır. Anlaşılmamasına değil, anlaşılmasına uygun olmalıdır. Dostlar pazarda ve alış verişte bulunsun kabilinden değil, ciddiyet içerisinde sürdürülmelidir. Özellikle tartıyla iş gören esnaf mutlaka ve mutlaka ölçüye dikkat etmelidir.

 

Ahiliğin açık ve kapalı olmak üzere 6 şartı vardır.

Açık olanlar:

1-Elini açık tut : Cömert olmak, düşkünlere yardım etmek için,
2-Kapını açık tut : Konuksever ve misafirperver olmak için,
3-Sofranı açık tut : Yoksullara, yemek yedirmek, misafire ikramda bulunmak için.

Kapalı olanlar :

1-Elini bağlı tut : Hırsızlık, zorbalık ve kötülük etmemek için,
2-Dilini bağlı tut : Dedikodu, yalan, iftira ve gıybetten uzak durmak,
3-Belini bağlı tut : Kimsenin namusuna, haysiyet ve şerefine göz dikmemek için.

Her Ahi Birliğinin; Orta Sandığı, Esnaf Vakfı, Esnaf Kesesi veya Esnaf Sandığı denilen, karşılıklı yardımlaşma ve sosyal güvenlik sandığı vardı. Teşkilat bu yardım sandıkları vasıtasıyla üyelerine mali destek sağlarlardı.

Kapalıçarşı - Granbazaar © 2010